Akşama Yemekte İletişim Var - Malzemeler Aşağıda :)


  Tarih:  9.11.2017   /      Yazan:  Gülenbilge Ersan   /      Kategori:  Genel


Hangi yaşta olursak olalım, ne yapıyorsak yapalım, insan olmanın gereklerinden biridir açık ve net iletişim kurma becerisi. Yine de duygularımızı ve arzularımızı ifade etmekte zorlandığımız ya da başkaları tarafından anlaşılmadığımızı hatta duyulmadığımızı düşündüğümüz güne kadar kendimizi bu konuda geliştirmeyi erteleriz çoğunlukla. Ya da eğer ebeveynsek belki de evde kimsenin kimseyi dinlememeye başladığı ergenlik yıllarına kadar :) Oysa daha küçük yaş dönemleri, çocuklarımızla güçlü iletişim kurmak ve onların da etkili iletişim kurabilen yetişkinler olmalarını desteklemek adına bize sayısız fırsat sunan çok değerli zamanlardır.

İletişim iletişim diyoruz da düşündüklerimizi nasıl ileteceğiz peki?

Bunun için öncelikle üç şeye ihtiyacımız var:

1. Kendi bedenimizin dışında, istediğimiz gibi oynatabileceğimiz bir çift göz
2. İkisi yanlarda biri tepede olmak üzere üç adet kulak
3. Bir adet soru cümlesi

Evet garip duruyorlar ama merak etmeyin hepsi “Ben Mutfağı”nda yani kendimizde mevcut. O hâlde tek tek üzerinden geçelim malzemelerimizin:

Bakıyorum, bakıyorsun, bakıyor...
Bedenimizin dışında bir çift göz dedik. Bu gözler kimi zaman empati kurabilmek, kimi zaman olayları tarafsızca gözlemleyebilmek, kimi zaman da olayın tamamını bütünsel olarak görebilmek için lâzım bize. Olaya çocuğumuzun gözlerinden baktığımızda, empati kuran gözler “Ben çocuğumun yerinde olsam, bir ebeveyn olan kendime baktığımda neler görürüm? Ve neler görmek isterim?” sorusuna yanıt bulur. Hem kendimizi hem de çocuğumuzu tıpkı bir kameradan bakar gibi izlediğimiz tarafsız gözler, olay ânında yaşananları, beden dilimizi, çocuğumuzun beden dilini ve aramızdaki diyalogları, duyguları bir anlığına saf dışı bırakarak adaletli ve yargısız bir biçimde görmemizi sağlar. Yaşanan olaya ve onun etkileşimde olduğu diğer konuların tamamına olay ânının dışından bakan bütünsel gözler ise gerçek anlamda çözüm odaklıdır ve buldukları çözümü geleceğe yansıtmayı başarırlar.

Seni daha iyi duyabilmek içiiiin...
Üç kulak gerekiyor demiştik. Bunların iki tanesi zaten kafamızın iki yanında olanlar. Bunlar söylenenleri duymak için. Üçüncü görünmez kulağımız ise söylenmeyeni duymaya yarıyor. O kulağımızı başımızın tam tepesindeki bir alıcı farz edin. 360 derece dönebilen ve diğer iki kulağımızın duyabileceğinden çok daha geniş bir frekans yelpazesini algılayabilen bir kulak. Bu kulak, zihnimizden kendi ajandamızı geçirmeden Etkin Dinleme yapabilen özel bir kulak. Tıpkı Kırmızı Başlıklı Kız hikâyesindeki kurdun söylediği gibi: Onları daha iyi duyabilmek için :) Birine yardım etmenin, destek olmanın vazgeçilmezidir Etkin Dinleme. Hele söz konusu çocuğumuz olduğunda, onun da yeri geldiğinde bizi ve yaşamındaki diğer insanları dinlemesine model olmak için daha iyi fırsat olabilir mi?

Evde Bir Sorun Buldum -Kiminse Üzerine Alsın Lütfen!..
Soru cümlesi ise olayı farklı bakış açılarından gözlemleyip etkin dinleme yaparken, sorun olarak kabul ettiğimiz olayın aslında kimin alanına düştüğünü öğrenebilmek için gerekli.

Soru şu: Sorun kimin?
Kolay değil mi? Bunun için yöntem: Metaforik bir iğne batırma işlemi! Sorunu bir iğne olarak düşünün ve iğne kime batıyor, kimin canını yakıyorsa sorun onun alanında demektir.

Bir örnek verelim: Diyelim ki kızınızın suratından düşen bin parça. Okulda en yakın arkadaşıyla kavga etmiş ve küsmüşler. Ya da oğlunuz son sınavdan düşük bir not almış. Siz üzülüyor ya da kaygılanıyor olabilirsiniz ama itiraf edelim, öncelikle ve doğrudan kimin hayatını etkiliyor bu durumlar? Çocuğumuzun. Yani sorun çocuğumuza ait. Onun alanında. Peki ya bir haftadır odasını toplamadı, her köşeden ayrı bir kıyafet çıkıyor. Adım attığınız her yerde ayrı bir oyuncak ayak tabanınızı delmek için pusuda bekliyor. Odayı temizlemek ne mümkün? Üstelik çocuğunuz bu durumdan hiç de rahatsız olmuşa benzemiyor. Zaten tam da bu sebepten sorun sadece sizin... İğne çuvaldız olmuş, ucu sizi gösteriyor ;) Peki bunu bilmek, sorunu tanımlayıp kime ait olduğunu fark etmek neden önemli? Çünkü ebeveynlere, öğretmenlere ve gençlere yönelik etkili iletişim ve sorun çözümleri alanında öncü, Amerikalı klinik psikolog Dr. Thomas Gordon’a göre bu farkındalık, bizim olaya yaklaşımımızı ve kullanacağımız iletişim yöntemlerini belirlememize yardımcı olur.

Sorun çocuğumuzun alanındaysa ona yardım edebilmek; sorun bizim alanımızdaysa kendi duygu ve düşüncelerimizi çocuğumuza doğru ve etkin bir dille iletebilmek; değerlerimizi ve deneyimlerimizi model olan anne-baba şapkası altında paylaşabilmek; birlikte ortak çözümlere ulaşabilmek için gerekli olan açık ve dürüst iletişimin kapısını da böylece aralamış oluruz.

9-11-2017
Gülenbilge Ersan